25 Mayıs 2007

Çelişkiler, Garipliklerler, Anlaşılmazlıklar...

Uzun zamandır takip ettiğim Linux Gezegeni'nde Fatih Arslan'ın bir girdisi ve girdideki ekran görüntüsü ilgimi çekti. Pidgin ile alakalı idi. Bilimum anında mesajlaşma servislerini destekleyen bir yazılım. Heh, tam bana göre. Icq, msn, jabber ve google talk kullanan birisi olarak işimi gayet rahat görebilir diyerek hemen sayfasından indirdim. Kızmayın, windoze için olanını indirdim. Linux versiyonunu neden indireyim ki? Kopete bu işi gayet güzel hallediyor. Eeee? Yani?

Kuruluma başlar başlamaz dil seçimi belirdi. Seçenekler mi? İngilizce ve kürtçe. (Dumur)

Pardus, Ulusal İşletim Sistemi, Gezegen, ...... (Çelişkiler zinciri)

Bu ne perhiz? Bu ne lahana turşusu?

Kurdum mu? Sence ?

28 Nisan 2007

Pardus ve honeyd...

Uzun zamandır (herhalde 2 seneye yakın olmuştur) Linux Gezegeni'ni takip eden biri olarak yazıları çıkan kişileri ismen tanıyordum. Hatta zamanında öğrencim daha sonra çalışma arkadaşım olan Emre ile takip ediyorduk. Ancak çok gezen biri olmadığımdan hiçbiri ile tanışma fırsatım olmamıştı. AB 2007 de birkaçını görme fırsatım oldu ama tanışma fırsatım olmadı. Bu arada Ümran'ın üstünde gördüğüm tişörtten bende istiyom. Kendime ve oğluma. Satılıyor ise almak isterim. Konuyu dağıtmayayım. Ulaknet Çalıştayı'nda da Necdet Hoca ile tanışma fırsatım oldu. Hemde bi kavanoz bal sayesinde :) Eh boşuna dememişler tatlı yiyelim tatlı konuşalım diye. Hocam sağolsun bana honeyd için gereken pisi paketlerini sağladı. Tabi ki bu paketleri yapan Cem Sönmez e ayrıca teşekkür ederim. Pisi paketlerini aldım. Sildiğim pardus u yeniden kurdum. Güncellemelerini yaptım. Ardından "pisi install libunwind-0.99_alpha1-1.pisi libdnet-1.11-1.pisi libdnsres-0.1a-1.pisi honeyd-1.5b-1.pisi arpd-0.2-1.pisi" ile paketler topluca kurulmak istendi. Ancak bu hınzır arpd paketi gene sorun çıkardı. Bu seferde iproute2 paketi ile bereber daha önceden gelmiş meğerse. Honeyd ile ilgili okuduğum tüm dökümanlarda arpd kullanılıyordu ama bana nasip olmayacak herhalde. Dökümanlarda olduğu gibi nedense kullanamadım. Sağolsun linux, gene iş "arp" komutu ile statik olarak ekleme ile halloldu.

Honeyd Linux Toolkit i de yükledikten sonra, içinden çıkan örnek "honeyd.conf" u modifiye ederek kullandım. Hatta toolkit in içinde "start-honeyd.sh" betiği güzel olmuş. Uzun uzun yazmaktansa kolaylık sağlıyor. Bu arada betik içindeki satırın son kısmındaki network adreslerini kaldırıp yerine "-i eth0" yazmak daha kolaylık sağlıyor. Yani komut satırı;
./honeyd -f honeyd.conf -p nmap.prints -x xprobe2.conf -a nmap.assoc -0 pf.os -l /var/log/honeyd.log -i eth0
olarak çalıştırdım. İki günlükte log tutturdum. Gayet güzel ve rahat çalıştı. Aslında bu noktadan sonra "Honeyview" e biraz asılıp log analizine dalmak lazım.

Lafı fazla uzatmadan, söz verdiğim belge yüksek ihtimalle bu haftasonu çıkacak. Geç olcak ama güç olmayacak.

Dipnot: Dört yıldır Emre ile "gidelim, gidecez" diye diye gidemeden kaldığımız Linux Şenliği'ne kafaya koyup bu sene gideceğim demiştim. Hatta yetişmiş olsaydı Honeyd için bile bir sunum yapayım demiştim. Ama bu iş bize nasip olmayacak herhal. O haftasonu CNAP kurslarım var. Umarım geçen seneki gibi önemli sunumların video kayıtları olur da hiç değilse bu şekilde üzüntümüzü azaltırız.

18 Nisan 2007

Pardus'a Elveda, Honeypot, Centos 5...

Yaklaşık 4 ay kullandığım ve kullanmaktan zevk aldığım Pardus 2007 ye bu hafta veda ettim. Milattan kalma bir Hp nx9010 üzerinde 256 mb. ram de Kde çalıştırmak çılgıncada olsa "Ulusal" kimliğine sahip Pardus'u silip yerine Centos 5 i yükledim. Bu kararımda duygusal sebepler var diyebilirim. Aslında kurulumu, kullanımı, entegrasyonu ve konfigürasyonu oldukça kolay olan ve son kullanıcı için büyük kolaylıkları olan Pardus, yıllar önce de lanse edilen türkçe linux işletim sistemi "Turkuaz" ve daha sonra da hemen hemen aynı sıfata bürünen "Gelecek" ten oldukça üstün görünüyor. Linux ile tanışmak isteyen bir çok kişiye tavsiye etmiş ve hatta özel bir şirkette kullanılmasına yardımcı olmuştum. Umarım sonu önceki dedeleri gibi olmaz.

İşin aslı birkaç haftadır "Gezegen" de dönen ve artık dayanılmaz bir hal alan "Pardusçular vs. LKDciler" atışma ve kavgalarının yüzünden Pardus u terkettim. Türkiye de herbiri (şahsen çoğuyla tanışmasam da) açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olan Linux da birer değer (yazılımcı, sistem yöneticisi, akademisyen, vb.) olan kişiler "Türklüğe" has bir şekilde birbirleri ile atışması sonun başlangını hazırladı. Neyse fazla uzatıp irdelemeden ve iğreti hale getirmeden sözün kısası, tam bilişim sektöründe uluslararası bir konuma yerleşeceğiz ümidini taşırken yine birbirimizle uğraşmaktan zaferi yenilgiye dönüştüreceğiz kanısı bende hasıl oldu.

Hayır! Ben yine de bana Linux işletimi ile tanışmak isteyen kişilere Pardus u önereceğim. Umarım katkısı olan kişiler hazımsızlıklarını hemen bir soda yada maden suyu ile giderip zafere doğru koşarlar. Ümit ederim ki, bir gün bende burada ne kadar yanıldığımı yazarım.

AB2007 de Murat SOYSAL'ın güzel sunumundan sonra dikkatimi çeken "Honeypot" konusuna daldım. ULAK-CSIRT çalışma guruplarından biri olan Bal Küpü Tuzağı (Honeypot) ve Kara Delik (Black Hole) Çalışma Grubu na dahil oldum. Nisan ayının başında da Gökova daki çalıştay da "Honeyd Kurulumu" adlı sunuyu verdim. Bu konuyla ilgili detaylı bilgileri önümüzdeki günlerde ayrı bir girdi de anlatacağım.




REHEL 5 in çıkışından sonra dört gözle beklediğim Centos 5, 12-Nisan da duyuruldu. Ve tabi ki hemen komutamdaki tüm makinalarda yerini almaya başladı. Ayrıntılar yakında.

20 Aralık 2006

Pardus 2007 ve yine yeniden LinuX...

Uzun bir aradan sonra yine ve yeniden yayına başladık diyebiliriz. Bunda tetikleyici unsur olarak 18-Aralık-2007 tarihinde Pardus 2007 nin çıkmasını gösterebilirim. Hadi hayırlısı.

Pardus 2007 nin isosunu Sertaç'tan temin ettikten sonra Ubuntu 6.10 yüklü nx9010 a yükleme işlemini başlattım. Kurulumu çok kolay ve kısa sürdü. Gerekli bilgileri de tamamladıktan sonra yeni pardus umu açtım. Birçok linux dağıtımında gnome tercih ediyorum. Makinama göre ağır çalışan kde arayüzüne alışmam çok uzun sürmedi. Son kullanıcı için mükemmel bir widoze alternatifi olduğunu düşünüyorum. Şayet windows kullanabiliyorsanız ki aksini söyleyebilecek çok az insan olduğunu düşünüyorum, pardus u kullanamamanız için biraz zeka kıtlığı yaşıyor olmanız gerekir.

Net ayarlarını gerçekleştirdikten sonra, güncellemeleri otomatik gerçekleştirdi. Bu noktada hangi güncellemeleri yaptığı hakkında pek bir fikir sahibi olamadım. Ancak bende bu konuda ayarları tam yapamamış olabilirim.

Evet, ilk izlenimlerim şimdilik bunlar. Üzerinde daha çalıştıkça buraya not düşerim.

11 Temmuz 2006

Kesinti...

Uzun bir süredir yazamadığımın farkındayım. Her seferinde burada yazmış olduğum önceki yazılara bakıyor, iç geçiriyor ve üzülüyorum.

İçtenlikle söyleyebilirim ki, "Linux" a tüm zamanımı ayırmak istiyorum. Ama maalesef eski arkadaşıma gerekli ilgi ve alakayı yeterince gösterememekteyim. Bu yüzden buradaki yazılarıma geçici süre (üzülerek) ara veriyorum.

Sevgili dostum Linux'a yeterince ilgi ve alaka göstermeye başlayıp, onun sevgisine layık olduğumda geri dönüp yazılarıma devam etme düşüncem var.

İş yerindeki makinamda hala "Centos" bana eşlik etmekte. Ve sevgili Emre hocanın bulaştırdığı "Debian" misyonumuda dizüstü bilgisayarımda sürdürme niyetim var.

En yakın zamanda görüşmek üzere... :(

2 Mayıs 2006

Şenlik Yaklaşıyor...

Bir Linux Şenliği daha yaklaşıyor. Geçen seneden planlayıp bu sene Emre Hoca ile beraber "gidelim yaw" dediğimiz şenlik zamanı yavaş yavaş bize doğru geliyor.



Bakalım biz ona doğru gidebilecekmiyiz?

10 Şubat 2006

Linux Macerası - 5

Ayrı Geçen Zaman ve Sevgiliye Dönüş...

Not: Son girdiye Volkan hocadan uyarı geldi. RedHat ile evliliğinin Gökhan hocanın Slackware hakimiyetinin sona ermesi ve okuldan ayrılması ile olmuş.

Sonunda üniversite yıllarımda hayalini kurduğum "Ağ Yöneticisi" oluvermiştim. Kendi çöplüğümüzde tabi ki. CNAP eğitmeni olma fırsatını bulmuş ve daha teknik bilgileri de edinme fırsatı bulmuştum. Ama ağ hakkında bilgi almak ve onu yönetebilmek için yazılım arayışım Win$ da çok karşılık bulamamıştı. Ya birçok iş için birçok program vardı ya da "Solarwinds" gibi birçok işi yapabilen tek bir program. Ama o programı tam anlamıyla kullanabilmek için $ zengini olmalıydım.

O zamanlar Netçiler ile Sistemciler aynı odadaydık. Volkan hoca birgün "Yaw niye kasıyorsun bu kadar, Linux ta bunları yapabilen birçok program var" diyip birkaç tane gösterdi. İşte o anda kafamın üstünde bir ampül belirip ışık vermeye başladı. Tam hatırlamıyorum ama RedHat sürümlerinden birini kurdum bilgisayarıma. İyiki de kurmuşum.


27 Aralık 2005

Veee beklenen an geldi...



Bugün 27-Aralık-2005. Sabah okula gelip gelenek haline getirdiğim Fazla Mesai ve Linux Gezegeni ni ziyaret için firefox umu açtığımda flash haberler aynıydı; Pardus 1.0 Çıktı.

Üzerinde çok tartışılan bu linux sürümünü artık indirebilir ve cd den yükleyebiliriz. Sonu iyi yada kötü olsa da genede bizler için güzel bir gelişme. Emeği geçen herkese teşekkürler.


20 Aralık 2005

Linux Macerası - 4

Soğuk Rüzgarlar...
Evet, sonunda networkçü olmak için çabalıyordum. Tabi bu arada Linux ile flörtümüz kötüye gitmeye başlamıştı. İlişkimizde soğuk rüzgarlar esmekteydi. Aramıza giren kara kedi (Network) bizi birbirimizden ayırmıştı. Aynı eski sevgilim gibi yeni sevgilim de kendisi hakkında birçok şeyi öğrenmemi istemişti. Durmadan okuyor, okudukça onu daha iyi tanıyabiliyordum. Ama çok kıskançtı. Eski sevgilimi hatırlamama, hatta konuşmama bile izin vermez olmuştu.

Bu arada kampüs ağı gittikçe şekillenmeye başlamıştı. Artık ağdaki bilgisayar sayısı gün geçtikçe artıyordu. Aslında bu kontrolsüz artış beni endişelendirmişti. Neredeyse tuvaletlere bile kablo döşeyecektik. Kontrolsüz çoğalan her varlık ya da nesne gibi kampüs ağınında bu şekilde büyümesi bazı korkuları da yanında getiriyordu. Ki yıl 2005, bu kontrolsüzlüğün olumsuz etkileri zaman zaman değişik formlarda (viruslerin yayılması, p2p, spam, bilgisayar okur-yazar ı olmayanların oluşturduğu trafik, vb.) kendini gösterdi. Ancak, şimdi aklımız başımıza geliyor, "Kullanıcı Politikaları" üretmeye çalışıp sınır koymaya uğraşıyoruz.

Herneyse, konumuz bu değil. Eski Sevgilim! :) Aslında aramızın açılmasındaki bir etken de artık vatani görevimi yapıp sıramı savmak isteyişimdir. Aynı gerçek hayatta olduğu gibi, bizde gözden ayrı kalınca gönülden de ayrı kalmıştık. Bu görevimi tamamlayıp geldiğimde atı alan üsküdarı geçmişti zaten. "Root of SDU" RedHat ile evlenmiş, küçük rpm leri bile olmuştu.


16 Aralık 2005

Linux Macerası - 3

Sıcaklık artıyor...
Sabit disk uçmuştu uçmasına ama biz nasıl kurtaracağımızı bilmiyorduk. Standart bir linux kullanıcısı gibi bizde boğulmuştuk dökümanlara. Neyse bulmuştuk bişeyler ama denemeye de korkuyorduk. Neyse ki linux u ilk kuran kişi /home klasörünü ayrı bir sabit disk bölümüne kurmuş. En azından kişilerin e-postalarını kurtarabilirdik. Hemen başka bir bilgisayardan çıkardığımız bir sabit diske yedeklemeyi başardık. İçimiz bir nebze olsun rahatlamıştı.

Akabinde / in bulunduğu bölüm üzerinde çalışmaya başladık. Ama bir türlü hayata döndüremiyorduk hastamızı. Bütün ayarlar ve webimizin ana sayfası yok olmuştu. Napalım bunada şükür dedik. Artık makinayı yeniden kurmak zorundaydık. İşte ilk defa bir sunucu makina kuracaktık. Hafızam beni yanıltmıyorsa Slackware in 3.x gibi bir sürümünü kurduk. Yedeğini aldığımız /home klasörünüde taşıdık.

Biz bunlarla uğraşırken zaman akmış ve BİM e yeni elemanlar alınmıştı. Kim mi? :) Sevgili "Root of SDU".

Sevgili Volkan Hoca ya devretmiştik artık linux sorumluluğunu. Ben mi? Ben Üniversite hayatımdan beri aklıma koyduğum "Networkçü" sıfatına bürünmeye hazırdım.


2 Aralık 2005

Linux Macerası - 2

Kaynaşma Faslı...
Artık bir linux sunucusunun yöneticisi olmuştuk (Semiha Hoca ve ben). Linux hakkında bildiklerimiz bir fincan dolusu kahve etmezken, biz koskaca üniversitenin network ve Linux yöneticisi olmuştuk :p Mail açmak, web sayfasını yerleştirmek, ftp alanı oluşturmak gibi (şu an basit gelen) işlemleri yapmak için baya kastığımızı hatırlıyorum.

Gel zaman, git zaman linux sunucusunun yüklü olduğu Pentium 166 makina bir sabah "Root" olarak girememiştik. Şifreyi değiştirmemiştik. Ama bir türlü login olamıyorduk. Sonunda jeton düşmüş, "hack" yediğimizi anlamıştık. Bizi almıştı bir heyecan. İnternette döküman döküman dolaştık. Ama nafile. Sonunda Ulakbim den bir arkadaşın yardımıyla "Root" u geri almayı başardık. İşte o gün başladı bende, internete her girdiğimde paranoyakça "takip ediliyorum" hissi :)

Günler geçtikçe daha çok şey öğrenmek zorunda kalıyorduk. O zamanlar türkçe dökümanlar da bugünkü kadar çok değildi. Her öğrendiğimizi sunucu makinasından önce (akıllanıpta) kurduğum linux makinasında deniyor daha sonra da sunucu ya taşıyorduk. Gel zaman git zaman internet te "Turkuaz" diye bir isim konuşulmaya başlandı. İlk türkçe linux tu. Sanırım ???

Yine güzel bir işe başlangıç sabahında, ne web ne de e-posta hizmetinin olmadığını farkettik. Makinaya telnet oturumu açmaya çalıştık ama olmadı. Meşhur "Server Odası" na gidip makinanın monitörünü açtığımızda bir sürü anlamsız hata verdiğini gördük. Sabit diskin uçtuğunu anlamamız çok uzun sürmemişti. Ve ikimizde "Ahaa, şimdi ayvayı yedik" der gibi bakıyorduk birbirimize.


17 Kasım 2005

Linux Macerası - 1

Tanışma Faslı...
Linux ile (daha doğrusu Unix ile) tanışmam 1994 senesinde üniversitede okurken gerçekleşti. C programming dersi alırken, kendime ait bir bilgisayarım henüz olmadığından okuldaki Unix labratuvarında yapıyordum çalışmalarımı. Yanlış hatırlamıyorsam 20 dummy terminali olan bir laboratuvardı. "vi" yi kullanmayı ilk o zaman öğrenmiştim. Kodu yazdıktan sonra "kitaptaki örnekte olduğu gibi" derleyiciden geçirdikten sonra bir "a.out" dosyası oluşturuyorduk sonuç ekranını görebilmek için. O zamanlardan hatırladığım, bu dummy terminallerde kullanıcılar arasında mesaj gönderme yetiside bulunuyordu. İster mesaj kutusuna istersen de direk ekranına. Aramızda bazı haşarı öğrenciler bu işle ilgili komutun neredeyse tüm parametrelerini kullanarak, insanları zıvanadan çıkarmayı başarabiliyorlardı. Ekrana basılacak mesaja belirli bir zaman verebiliyordunuz. Hatta bir gün, bir arkadaş tüm kullanıcıların ekranlarına aynı anda mesaj göndererek herkesin tepkisini almıştı.

Herneyse, zaman geçti ve Findos 3.0 geçmişti elimize ve bende ilk bilgisayarımı edinmiştim. Bu konuda sevgili canım anneciğime çok teşekkür ederim. Bilgisayar parasının büyük bir kısmını biriktirdiği paradan vermişti. 1200 Alman Markına bir 486Dx-66 almıştık. Escort markaydı. (O zamanki Escort makinaları muhteşemmiş. Monitörünü hala kardeşim kullanıyor.) Ve yükledik makinamıza findos u. Üniversite sonuna kadar devam etti findos serüvenimiz. Üniversiteyi bitirip S.D.Ü. de çalışmaya başlayınca Linux la kaldık başbaşa.

1997 senesinde web,ftp ve e-posta hizmeti veren bir slackware makina ile başbaşa kaldık. Uzun süren findos esaretinden sonra linux yüklü bir makina ile uğraşmak hele ki admin i olmak baya kastırmıştı beni. Hade bakalım, dadandık arama motorlarına. O zamanlar şimdiki gibi öle "guuugıl" a yaz elli tane türkçe döküman çıksın yoktu. "yahoo" ve "altavista" en çok tercih ettiklerimdi. Detaylara gene gerekirse zaman zaman yer veririm.

Sonuç itibariyle, böyle başladı linux la flörtüm.